Thread Content
Özet: Güvenlik ihtiyaçları dört farklı seviyeye ayrılabilir; en alt seviye “kendine zarar vermemek”tir, ikinci seviye “başkaları tarafından zarar görmemek”, üçüncü seviye “başkalarına zarar vermemek” ve en üst seviye ise “başkalarını zarardan korumaktır”. İşte yazarın “dört zarar verme ilkesi”nden yola çıkarak ortaya koyduğu “güvenlik ihtiyaçları hiyerarşi teorisi”; buna “güvenlik alanı teorisi” de denir. İşletmelerin üretim ve işletme faaliyetlerinde “dört zarar verme ilkesine” uymak esastır: Kendine zarar vermemek, başkalarına zarar vermemek, başkaları tarafından zarar görmemek ve başkalarını zarardan korumak. Yazar bu görüşe tamamen katılıyor; çünkü bir zarar meydana geldiğinde bu, ne bireyler için ne de şirketler için iyi bir durumdur. Hafif durumlarda kan dökülür ve gözyaşları akar, ağır durumlarda ise sakatlık veya ölüm olur. “Dört zararın” önlenmesi, yalnızca güvenli üretimin bir gereği değil, aynı zamanda işletmelere ve ailelere karşı bir sorumluluktur. Yazarın görüşüne göre, bu “dört zarar verme ilkesi” Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisiyle benzerlikler taşımaktadır. Herkesin derinden kavraması, hafızasına kazıması ve sürekli dikkatli olması gerekiyor; böylece “dört zarar verme ilkesi”, üretim faaliyetlerinde bilinçli bir davranış ve alışkanlık haline gelsin. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi beş katmandan oluşur; en alttaki katman fizyolojik ihtiyaçlardır, onun ardından güvenlik ihtiyaçları gelir. Üçüncü katman sosyal ihtiyaçlardır, dördüncü katman saygı ihtiyaçlarıdır ve son ve en üstteki katman ise özgerçekleşim ihtiyaçlarıdır. Düşükten yükseğe, insan yaşamının değerinin var olduğu aşamaları gösterir. Yazar, güvenli üretim bağlamında bu teorideki güvenlik ihtiyaçlarının dört farklı seviyeye ayrılabileceğini düşünmektedir; en alt seviye “kendine zarar vermemek”, ikinci seviye “başkaları tarafından zarar görmemek”, üçüncü seviye “başkalarına zarar vermemek” ve en üst seviye ise “başkalarını zarardan korumaktır”. İşte yazarın “dört zarar verme ilkesi”nden yola çıkarak ortaya koyduğu “güvenlik ihtiyaçları hiyerarşi teorisi”; buna “güvenlik alanı teorisi” de denir. Bir çalışan olarak kendi güvenliğiniz çok önemlidir; öncelikle iş sırasında “kendinize zarar vermemek” gerekir. Her durumda daima odaklı olmalı, sorumluluk sahibi davranmalı, kurallara aykırı hareket etmemeli ve iş disiplinini ihlal etmemelisiniz. Asla kendi şansınıza, gevşekliğinize veya dikkatsizliğinize güvenerek kendinize zarar vermemelisiniz. İkincisi, iş sırasında kendi güvenliğini tehdit edebilecek çevredeki kişilerin davranışlarına, nesnelerin durumuna ve yönetimdeki eksikliklere de dikkat etmek gerekir. Kazaların aniden meydana gelmesini, başkalarının hatalı işlemleri veya usulsüz talimatlarının kendisine zarar vermesini önler. Bu, daha yüksek bir güvenlik seviyesidir; günlük hayatta çevik olmak, hızlı tepki vermek ve en küçük detayları bile fark edebilmek gereklidir. Yukarıdaki iki güvenlik ilkesine uymak, zarar görmemek ve güvende kalmak için gereklidir. Bir kez daha, güvenli üretim çalışmaları, somut ve ciddi bir iştir. Herkesin sorumluluğu vardır, herkes başkalarından sorumlu olmalıdır. Sen zarar görmedin, başkalarına da zarar veremezsin; bu üçüncü aşamadır—“Başkalarına zarar vermemek”. Bir çalışan olarak, özellikle ekip çalışmalarında, sadece kendi güvenliğinize dikkat etmekle kalmamalı, aynı zamanda yaptıklarınızın başkalarına zarar verip vermeyeceğini de düşünmelisiniz. Böylece üretimde kaza ile ilgisi olmayan nitelikli bir çalışan olabilirsiniz. Yukarıdaki üç noktaya ulaşıldığında bile, güvenlik açısından yazar olarak sizin hâlâ en yüksek güvenlik seviyesine ulaşmadığınızı düşünüyorum. Son olarak ve en önemlisi, gerçek güvenliğin en yüksek seviyesi “başkalarını zarardan korumaktır”. Bu da iş arkadaşlarına karşı sorumluluk ve sevgi duygusunu gösterir. Başkalarını zarardan korumak için, yazarın görüşüne göre yapılması gereken çok şey var. İş yerindeyken işçilere zamanında güvenlik konusunda uyarılarda bulunmak, kurallara uygun hareket etmelerini sağlamak dışında, usulsüz talimat veren kişileri cesaretle durdurmak, yasa dışı ve usulsüz davranışları ihbar etmek de gerekiyor. Ayrıca, her zaman güvenliği ön planda tutan bir birey olmalı, sürekli olarak güvenli üretim konusunda bilinçlendirme yapmalı ve kendi çabalarınızla çevrenizdeki insanların güvenlik bilincini artırarak herkesin güvenliği önemsediği ve buna uyma konusunda sorumluluk aldığı bir ortam yaratmalısınız. Eğer bunu yaparsanız, çevrenizdeki diğer insanlar da sizin etkiniz ve öncülüğünüzle sizin gibi hareket ederler. Böylece herkesin güvenlik seviyesi en yüksek düzeye ulaşır; o zaman kazaların önlenmesi ve engellenmesi konusunda endişelenmeye gerek kalmaz. İşletmelerin gelişimi ve ailelerin mutluluğu nasıl zarar görebilir ki?
Başkalarına zarar vermemek esastır; güvenliğe katkıda bulunan herkes bunu yaparsa herkesin genel güvenliği sağlanabilir. Aksi takdirde yine “kötü” takım arkadaşları yüzünden başınız belaya girebilir ve güvenlik kalmaz. Ben herkes içinim, herkes benim için. İşte bu anlamda.
Yöneticinin analizi doğru, açık ve anlaşılır. Teşekkürler
Bu, uzun zamandır dile getirilen bir konu; bunu gerçekten uygulayabilirsek birçok kazayı azaltabiliriz. Şirketimizin değerlendirme sisteminde, ekipten bir kişi kaza yaptığında tüm ekip değerlendirmeye alınıyor. Amacımız sadece kendimize zarar vermemekle kalmayıp, aynı zamanda başkalarına zarar gelmemesi için onları zamanında uyarabilmektir.