Thread Content
Birinci tür: Kendi görevleriyle ilgili olarak “bilmiyorum” demeye cesaret eden kişiler. Görevlerle ilgili olarak “bilmiyorum” demenin nedeni “hatırlamamak” olabilir, ancak en olası neden “hiç yapmamış olmaktır”. İster “hatırlamamak” olsun ister “yapmamak”, her ikisi de görev ihlali kapsamındadır. Gerçek hayatta, bazı şeyleri bilmemek normaldir; ancak “bilmiyorum” demek anormaldir, çünkü bu, hiç umursamadığını gösteren bir kayıtsız tutumdur. İşine saygı duyan herkes, görevi kapsamındaki bazı şeyleri gerçekten bilmiyor olsa bile, “bilmiyorum” demekten kolayca kaçınır. İkinci tür: İşi “yapamam” diyerek erteleyen kişiler. Görevlerini “yapamayacağım” diyerek ertelemelerinin nedeni “yapamamak” olabilir, ancak en muhtemel sebep “yapmak istememektir”. İster “yapamamak” olsun ister “istememek”, her ikisi de “yeterli olmak” kavramından oldukça uzaktır. Hiç kimse doğuştan işleri başarma yeteneğine sahip değildir; bunu ya öğrendikten sonra yaparlar, ya da denedikten sonra yaparlar. Bugün “yapamam” diyen kişi, yarın da kesinlikle “yapamam” diyecektir; böyle devam eder. Üstelik, hiç denememiş olmak, ömür boyu yapmayacağı anlamına gelir. İşletmelerin çalışanlarına maaş ödemesinin sebebi, “Yapamam” demek için değildir. Üçüncüsü: Sorun çıktığında “Benim suçum değil” diyenler. Bir sorun ortaya çıktığında hemen “Benim suçum değil” demek, sebep gerçekten de “onun suçu değil” olabilir; ancak “onun suçu değil” olsa bile, “Benim suçum değil” ifadesini aceleyle söyleyip sorumluluktan hızla sıyrılmaya çalışmak aslında sorumluluk almaktan kaçınan bir tutumu gösterir. Bazıları bunun bir konuşma sanatı olduğunu, sorumluluk alıp alamama meselesi olmadığını düşünebilir; ancak durum böyle değildir. Gerçek hayatta, “Beni suçlama” ifadesi genellikle çocukların ağzından çıkar; çünkü çocukların sorumluluk alma yeteneği yoktur, bu yüzden içgüdüsel olarak böyle derler. Bir yetişkin olarak hâlâ bu üç kelimeyi ağzınızdan düşürmemekte ısrar ediyorsanız, bu çocukların sorumluluk alma kapasitesinden hiçbir farkı yoktur. Dördüncü tür: Kapıya gelip işleri koordine ederken “rahat olun” diyen kişiler. Kapıyı çalıp işleri halletmeye çalışırken “rahatsız olmayın” demek, sebebi “nezaket bilmezlik” olabilir; ancak en muhtemel sebep ise “insanlara saygı göstermek istememektir”. İş hayatında koordinasyon, sıkça karşılaşılan bir iştir. Ancak bazı insanlar işleri “üstten bakarak” ve “emir verir gibi” bir tavırla koordine etmeyi tercih ederler. Bu durum, insanların saygı görmediğini hissetmelerine ve işbirliği yapmak istememelerine neden olur; bunun sonucunda da işler sorunsuz ve verimli bir şekilde yürütülemez. İşte sorunlar ortaya çıktığında sorumluluk görünüşte işbirlikçilerde olsa da, asıl sebep “nezaket bilmez” olanlardadır. Aksine, kendi kaderini belirleyebilecek kişilerle karşılaştıklarında, bu tür insanlar genellikle son derece “kibar ve nezih” davranırlar; işte bu durumda onların karakteri konusunda bir dizi nokta koymamız gerekir. Beşinci tür: Yardım alan kişilere asla teşekkür etmeyen insanlar. Başkalarından yardım aldığında asla teşekkür etmemenin sebebi “büyük lütuf için teşekkür edilmez” olabilir, ancak en muhtemel sebep her şeyin kendiliğinden var olduğunu düşünmektir. Derler ki “Yardım etmek bir nezaket göstergesidir, yardım etmemek ise görevdir”. Yardım alan ve asla teşekkür etmeyen kişi, aslında minnettarlık bilmez biridir. Minnettar olmayı bilmemek korkutucu değildir; korkutucu olan şudur: Minnettar olmayı bilmeyen insanlar genellikle iyiliğe kötülükle karşılık verirler. Bu tür, iyiliğe kötülükle karşılık verme “potansiyeline” sahip alt çalışanlara karşı, yetenek ve nitelikleri ne kadar olağanüstü, eşi benzeri görülmemiş ve tarihte eşi olmayan olursa olsun, dikkatli olmalıyız; mümkünse yanımızda tutmamalıyız, çünkü dünyada güzel yerler eksik değildir. Altıncı tür: Tehlike işaretlerini görünce ses çıkarmayan kişiler. “Sessiz kal” tehlike sinyalini gördüğünde, nedeni “tehlike olacağını düşünmemek” olabilir; ancak en muhtemel neden “olup biteni izlemek”tir. İşletmelerde, eğer çoğunluk işletmenin gidişatını izlemeyi bekliyorsa, sorumluluk kesinlikle yöneticilerdedir; ancak sadece azınlık bunu bekliyorsa, o zaman durum farklıdır. Bu yüzden, işletmeler sorunları araştırıp sorumluları cezalandırırken, sadece “ana suçluyu” ortaya çıkarmakla kalmamalı, aynı zamanda “durumu izleyen” o “yardımcı suçluları” da tespit etmelidir; çünkü bu tür insanlar er ya da geç bir bela olacaktır.