HCBBS Forum (Türkçe)
Submit Chemical Projects / Find Solutions
Amplify Your Requirements on a Broader Chemical Platform *Engineering · Technology · Equipment · Solutions*
Submit Request

IEA Enerji Görünümü: Dünya enerjisinin önümüzdeki 25 yıldaki büyük değişimleri

2016-12-05View Original

Thread Content

Kömürün öncülük ettiği fosil yakıt tüketimindeki artış 25 yıl boyunca hızla devam ettikten sonra, küresel enerji yapısı derin bir dönüşüm dönemine giriyor. 2016 yılı Kasım ayında resmi olarak yürürlüğe giren “Paris İklim Değişikliği Anlaşması”, bu yüzyılın sonunda küresel ortalama sıcaklıkların endüstriyel öncesi seviyelere göre 2 derece Celsius’un altında tutulmasını öngörüyor ve sıcaklık artışının 1,5 derece Celsius’un altında kalması için çaba gösterilmesini hedefliyor. 2 Aralık’ta Pekin’de yayınlanan IEA (Uluslararası Enerji Ajansı)’nın “Dünya Enerji Görünümü 2016 (Çince versiyonu)” adlı raporuna göre, Paris Anlaşması esasen bir enerji anlaşmasıdır. http://www.china5e.com/uploadfile/2016/1202/20161202052314878.png IEA’nın öncü yayını olan “Dünya Enerji Görünümü”, her yıl küresel enerji alanına yeni bakış açıları sunmaktadır. Bu yılki raporda ise Paris Anlaşması’ndaki emisyon azaltma taahhütlerine ilişkin analizler en çok yer alan konular arasında yer aldı. IEA’ya göre, enerji sektörü sera gazı emisyonlarının en az üçte ikisini oluşturmakta ve Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşılmasında enerji sektörünün dönüşümü son derece önemlidir. **Enerji Bürosu Kalkınma Planlama Dairesi İstatistik ve Tahminler Şefi Song Wen, 2016 yılına ait dünya enerji görünümünün Paris İklim Anlaşması’nı temel alarak daha net, verimli ve düşük karbonlu bir enerji vizyonu oluşturduğunu düşünüyor. Geçen ay İngilizce rapor yayınlandığında, Uluslararası Enerji Ajansı Genel Direktörü Birol şöyle demişti: “Önümüzdeki 25 yıl içinde doğal gaz, rüzgar enerjisi ve güneş enerjisinin, özellikle de bu ikisinin kömürün yerini alarak başlıca enerji kaynakları haline geleceğini göreceğiz.” Ancak, gelecekteki küresel enerji arzı tek bir biçimde olmamalıdır; şu an yaptığımız tüm çabalar, gelecekteki değişiklikleri belirleyecektir. ”Öngörülebileceği gibi, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi gibi temiz enerji kaynaklarının gelişim potansiyeli umut vericidir. Mevcut teknolojik değişimler ve politika önlemleri temel alınarak, IEA’nın tahminleri, önümüzdeki 25 yıl içinde enerji alanında yaşanacak önemli değişiklikler ile iklim değişikliğiyle mücadelede karşılaşılacak zorluklar hakkında en güncel öngörüleri sunmaktadır. Farklı enerji kaynaklarının yükselişi ve düşüşü http://www.china5e.com/uploadfile/2016/1202/20161202052341136.png “Perspektif”e göre, kömür sektörünün gelecekteki durumu daha da kötüleşecek; şu an küresel kömür talebinde bir iyileşme belirtisi görülmüyor. Piyasa dengesinin sağlanması ise esas olarak Çin ve ABD’deki arz kesintilerine bağlı olacak. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Enerji Arzı Görünümü bölümünün başkanı Tim Gould, raporunda bu yüzyılın ilk on yılında kömürde özellikle Çin’deki talep artışları nedeniyle önemli bir yükseliş yaşandığını, ancak bu hızlı artış döneminin sona erdiğini ve Çin’in kömür tüketiminin 2013 yılında zirve noktasına ulaşmış olabileceğini belirtti. IEA, 2040 yılında Çin’in kömür ihtiyacının sadece 250 milyon ton standart kömür olacağını öngörüyor; Avrupa Birliği ve ABD’nin kömür ihtiyaçları ise (günümüzdeki küresel kömür tüketiminin yaklaşık altıda birini oluşturuyorlar) sırasıyla %60 ve %40 oranında azalacak. Ancak Tim Gould, Çin için meselelerin sadece enerji politikalarıyla sınırlı olmadığını, çünkü Çin’in politikalarının işsizlik gibi birçok sosyal etkiye yol açtığını ve bunların da küresel kömür piyasasını etkileyeceğini belirtti. “Görünüm” raporunda, petrol piyasasının daha büyük dalgalanmalar yaşayacağı belirtiliyor; eğer 2015-2016 yıllarında üst düzey harcamalardaki kesintiler bir yıl daha uzatılırsa, petrol piyasasındaki kısa vadeli riskler yeni projelerin eksikliğinden kaynaklanabilir. Tim Gould’a göre, petrol talebindeki artış yavaşlamasına rağmen zirve henüz gelmedi. Rapora göre, dünya genelindeki otomobil sayısı ikiye katlanmış olsa da, enerji verimliliğinin artması, biyoyakıtların ve elektrikli araçların gelişmesiyle binek araçların petrol ihtiyacı sürekli azalmaktadır. Öte yandan, petrokimya, havacılık, kargo taşımacılığı ve gemicilik gibi sektörlerin petrol ihtiyacı ise daha da artacaktır. Önümüzdeki 25 yıl içinde gerçek bir küresel doğal gaz pazarı ortaya çıkacak ve 2040 yılına kadar doğal gaz talebi yılda %1,5 oranında artmaya devam edecek. Tim Gould, diğer fosil yakıtlara kıyasla doğal gazın gelişiminin daha sağlıklı olduğunu ve dünya genelinde doğal gaz taşımacılığında önemli bir değişim yaşanacağını belirtti. Açıklamasında, şu an doğal gaz piyasasındaki dönüşümün giderek derinleştiğini ve LNG’nin küresel uzun mesafe doğal gaz ticaretindeki payının da sürekli arttığını, 2040 yılına gelindiğinde bu oranın %53’e ulaşacağını belirtti. Mevcut LNG piyasasında arzın zaten yeterli olduğu göz önüne alındığında, Avustralya, ABD ve diğer yeni LNG ihracatçılarının piyasaya girmesi, ilgili sözleşme şartlarına ve fiyat mekanizmalarına zorluklar getirecektir. Önümüzdeki 25 yıl içinde yenilenebilir enerji gelişimi engelleri aşacak. Tim Gould, şu an için fotovoltaik ve rüzgar enerjisi sektörlerinin gelişiminin hâlâ ** politikalarına bağlı olduğunu söyledi. “Geçen yıla kıyasla, fotovoltaik sektörüne dair beklentilerimiz daha iyimser; rüzgar enerjisi için de durum aynı. ”IEA, 2040 yılına kadar yenilenebilir enerjiden elde edilen elektriğin toplam elektrik üretiminin %37’sini oluşturacağını öngörüyor; 2°C senaryosunda bu oran neredeyse %60’a ulaşacak. Bunun içinde ısıtma ve ulaşım alanlarında en büyük potansiyel bulunuyor. Politikaların teşviki ve elektrik piyasası tasarımındaki değişikliklerin etkisiyle, yenilenebilir enerji gelişiminin yeni bir bölümünü başlatacak. http://www.china5e.com/uploadfile/2016/1202/20161202052407716.png Geçmiş 25 yıl ile gelecekteki 25 yıl arasındaki farkları karşılaştıran Tim Gould, 1990’dan 2015’e kadar enerji talebinin %60 arttığını ve kömürün şüphesiz en büyük kazanan olduğunu belirtti ; Önümüzdeki 25 yıl içinde doğal gaz en büyük kazanan olabilir. Ona göre, geçmiş 25 yıl ile gelecekteki 25 yılın karşılaştırılmasından anlaşıldığı üzere, Çin’de 1990’dan 2014’e kadar olan enerji talebi artışının temel kaynağı, çimento ve çelik gibi yüksek enerji tüketen sektörlerdi ; Önümüzdeki 25 yıl içinde, kimya endüstrisi gibi bazı yüksek enerji tüketen sektörlerde hâlâ bir artış olacak olsa da, çelik gibi sektörlerde büyük düşüşler yaşanacak. Yüksek enerji tüketen sektörler, gelecekte Çin’in ekonomik büyümesinin ana itici gücü olmayacak. Bunun sonucunda azalan kömür tüketimi, elektrik ve doğalgazın büyümesi için alan yaratacak. Enerji güvenliği ve iklim hedefleri arasındaki zorluklar: “Görünüm” raporu, yenilenebilir enerjilerin öncülük ettiği elektrik üretim yapısındaki dönüşümün, küresel enerji sektörünün ilgisini elektrik piyasası tasarımı ve elektrik güvenliğine yönelttiğini, ancak geleneksel enerji güvenliği endişelerinin ortadan kalkmadığını belirtiyor. Önümüzdeki 25 yıl içinde dünya enerji talebi artmaya devam edecek, ancak yine de milyarlarca insanın modern enerjiden yoksun kalması bekleniyor. “Vizyon”un temel senaryosuna göre, 2040 yılına kadar küresel enerji talebi %30 artacak; bu da tüm modern yakıtların toplam tüketiminin sürekli artmaya devam edeceği anlamına geliyor. Ancak küresel toplamdaki bu artışın altında birçok farklı eğilim ve enerji dönüşümü bulunmaktadır. http://www.china5e.com/uploadfile/2016/1202/20161202052430575.png Emisyon azaltımı konusunda IEA, “Paris Anlaşması’nın” yalnızca bir çerçeve olduğunu ve enerji üzerindeki etkisinin, hedeflerin nasıl somut eylemlere dönüştürüldüğüne bağlı olduğunu belirtiyor. Genel olarak, imzalanan anlaşma **Paris Anlaşması’ndaki taahhütlerde belirlenen hedeflere ulaşmayı veya hatta bunları aşmayı mümkün kılacak; bu da öngörülen küresel enerji kaynaklı karbondioksit emisyonlarındaki artışı yavaşlatmak için yeterli olacaktır. Ancak 2°C hedefine ulaşmak için hâlâ büyük bir mesafe var. Tüm zorluklara rağmen rapor, “Paris Anlaşması’nın” önümüzdeki onlarca yıl içinde küresel enerji sisteminin gelişim dinamiklerini değiştireceğini ve düşük karbonlu kalkınma ile enerji dönüşümü için fırsatlar yaratacağını belirtiyor. Yeni bir bakış açısı: Enerji ve suyun birbirine bağımlılığı. Şef Song Wen’e göre, “Vizyon” raporundaki en ilham verici nokta, fosil olmayan enerji teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte enerji ile su arasındaki ilişkiyi daha iyi yönetmemiz gerektiğidir. “Perspektifler”e göre, enerji ve su arasındaki karşılıklı bağımlılık gelecekte de artmaya devam edecek; çünkü hem enerji sektörünün suya olan ihtiyacı hem de suyun enerjiye olan ihtiyacı yükselecektir. Tim Gould’a göre enerji sektörü giderek daha “susuz” hale geliyor ve su kaynakları, enerji projelerinde önemli bir faktör olmak zorunda. Su, enerji üretiminin tüm aşamaları için hayati öneme sahiptir: Enerji sektörü, küresel su tüketiminin %10’undan sorumludur ve bu su esas olarak elektrik santrallerinin işletilmesi ile fosil yakıt ve biyoyakıt üretimi için kullanılır. Biyoyakıt talebindeki artış, su kaynaklarının kullanımını teşvik etmiştir; nükleer enerjinin daha geniş ölçüde kullanılması ise çıkarma ve tüketim seviyelerini yükseltmiştir. http://www.china5e.com/uploadfile/2016/1202/20161202052453310.png Aynı zamanda, su sektörü de giderek daha fazla enerjiye ihtiyaç duymaktadır. 2014 yılında, dünya genelindeki elektrik tüketiminin %4’ü atık suların çıkarılması, dağıtılması ve arıtılması için kullanılmış; ayrıca deniz suyunun arıtılması için 50 milyon ton dizel yakıt tüketilmiştir. 2040 yılına kadar, su yönetimi sektörünün kullandığı enerji miktarının bir kez daha artması bekleniyor. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da deniz suyu arıtma kapasitesi hızla artmakta ve özellikle gelişmekte olan ekonomilerde atık su arıtımına (ve daha ileri düzeyde arıtıma) olan talep de yükselmektedir. 2040 yılına kadar Orta Doğu’daki elektrik tüketiminin %16’sı suyla ilgili olacak. Enerji ve su arasındaki ilişkiyi iyi yönetmek, kalkınma hedeflerine ve iklim amaçlarına başarıyla ulaşmak için son derece önemlidir. IEA’nın tahminlerindeki değişikliği kim tetikledi? IEA’nın 2013 yılında yaptığı tahminlere göre, yenilenebilir enerjiler hızla gelişecek; ancak yine de fosil yakıtlar %75’lik bir oranı oluşturmaya devam edecek. Bu yılki “Görünüm” raporunda IEA, yenilenebilir enerji konusunda daha iyimser bir tahminde bulundu. IEA’nın geleceğe dair tahminlerindeki bu değişikliğe ne sebep oldu? IEA’nın tahminlerini değiştiren bazı politika ve teknoloji gelişmeleri oldu mu? Tim Gould’a göre asıl mesele iki temel değişiklikte yatıyor: İlk olarak, yenilenebilir enerji teknolojilerindeki ilerlemeler ve politikalardaki destek artışı, yenilenebilir enerjinin kullanımının büyük ölçüde artmasına yol açtı ; İkincisi, Paris Anlaşması’nın imzalanması başka bir neden; her ülkenin “emisyon azaltma hedefleri” farklı olsa da, yenilenebilir enerjinin teşviki açısından büyük bir etkisi vardır. Aynı zamanda enerji verimliliğini daha da artırmamız gerekiyor ve enerji verimliliğindeki artış da önemli bir katkıdır. Bu konuda, Tsinghua-Brookings Kamu Politikaları Araştırma Merkezi Direktörü ve Tsinghua Üniversitesi Kamu Yönetimi Fakültesi profesörü Qi Ye farklı bir görüş belirtti. Ona göre, Paris Anlaşması henüz bir yıl önce imzalandı ve bu kadar kısa sürede büyük bir değişim yarattığı söylenemez. Ona göre, tüm küresel ekonominin yavaşlama hızı da çok önemli bir faktördür. Tim Gould ise, “Paris Anlaşması”nın yeni yürürlüğe girmiş olmasına rağmen, bu anlaşmaya giden yolun zaten birçok kamu tartışması ve politika yapıcılarının çabalarını içerdiğini, bu açıdan “Paris Anlaşması” nin nın önemli katkılarda bulunduğunu belirtti.
Reply #22017-03-29
Paylaşım için teşekkürler, sağ olun! Öğrenin!*

Submit a Project

**Looking for Chemical Technology, Equipment & Solutions?** No Registration Required Broader Platform Exposure | Global Chemical Service Provider Connections

Submit Request — Free Consultation

Disclaimer

This is an automated machine translation of the original thread. Some technical terms may have inaccuracies; the original text shall prevail. Click "View Original" at the top right to access the source page, which supports IP-based automatic real-time language translation. Please watch out for contact details and sales inducements to prevent fraud. All content and translations are for reference only, representing solely the poster's personal views. For enquiries, email service@hcbbs.com.