Thread Content
Bu gönderi en son 2015-9-24 19:43 tarihinde yjqin1 tarafından düzenlendi. Günümüz Çin’inde büyük, orta ve küçük şehirlerin hepsi çok güzel (önce onların özgün bir özelliği olup olmadığına bakmayın). Bu otuz yılda çok büyük değişiklikler oldu. 1988’de Cangzhou’ya gittiğimi hatırlıyorum; orası harap bir küçük kasabaydı. O zamanlar Küçük Kasırga Chai Jin’in nasıl böyle berbat bir yerde yaşayabildiğini düşünmüştüm. 89 ve 90 yıllarında eyalet başkentleri olan Jinan, Shenyang ve Dalian’a gittim; bu ünlü şehirlerin bazı ana caddelerinde sokak lambaları yanmıyordu. Şimdiki Çin şehirlerine bakın, küçük ilçeler bile olsa, hepsi muhteşem. Birkaç yıl önce Taicang şehrinin doğusundan batısına gitmek için uzun bir süre gerektiğini hatırlıyorum. Her biri uluslararası büyük şehirlerin tarzında. Yeşillendirme konusuna gelince, küçük şeftali kırmızısı (elma ağacı eriği), gül, mor salkım çiçeği, ağaç begonyası; her yerde bulunuyor. Bu bahar Heze’de, ünlü bir profesör sokaklardaki pembe şeftali çiçeklerini göstererek, “Bakın bu peony çiçekleri ne kadar güzel?” dedi Ben diyorum ki, Heze’nin damadı olmakla boşa zaman harcadın. Güneydeki bazı ağaç türlerinden yapılmış bonsai’lerin kuzeydeki şehirlerin caddelerinde engel olarak kullanıldığını gördüm (? Ne olarak adlandırılmalı? ) oldu. Bence bu çok pahalı olmalı, her yıl taşınmak zorunda kalmak hem insanları yoruyor hem de para kaybına neden oluyor. Ancak göreceksiniz ki, o bonsailer doğrudan toprağa dikilmiştir; kış geldiğinde bahçıvanlar onları sadece ısıyı koruyacak malzemelerle sarar. İkinci bahar geldiğinde ise bu koruyucu tabaka kaldırılır ve çiçek açması gerekenler çiçek açar, yaprak vermesi gerekenler de yaprak verir. Birkaç yıl boyunca, iyi bir şekilde yaşadım. Bu bir mucize değil, bunun arkasında kimyasal bir mantık yatıyor. Ancak, gündüz sıcaklığı sıfır derece, gece geç saatlerde eksi on derece iken ve bu bitkinin dayanabileceği en düşük sıcaklık eksi beş dereceyse, bu bitki yine de donarak ölmemiştir. Ancak koruyucu tabakanın ısı iletkenlik katsayısı ve kalınlığı göz önüne alındığında, iç kısımın sıcaklığı gece yarısından sonra kesinlikle eksi beş derecenin altına düşer. Bitkiler neden donup ölmedi, içinde muhtemelen başka sırlar da vardır? Bu ne tür bir sır?
Gündüzleri sıcaklık yüksek olduğu için ısı emilir ve içinde saklanır, geceleyin ise yavaş yavaş ısı salınır. Sera yetiştiriciliği de bu özelliğden yararlanır.
Koruyucu katman, ısı direncidir. Isı transfer hızı açısından, bitkinin kendisinden çevreye olan ısı transfer hızı azalmıştır. Böylece bitkinin sıcaklığı korunur ve çevre sıcaklığının altına düşmez.
Bu sırrı yine öğretmenden yavaş yavaş açıklamasını rica etmek gerekiyor...
Standart cevap: 2. kat görüşü: Gündüzleri sıcaklık yüksek olduğu için ısı emilir ve içinde saklanır; geceleyin ise yavaş yavaş ısı salınır. Sera yetiştiriciliği de bu özelliğden yararlanır. 3. kat görüşü: Koruma katmanı, ısı direncidir. Isı transfer hızı açısından, bitkinin kendisinden çevreye olan ısı transfer hızı azalmıştır. Böylece bitkinin sıcaklığı korunur ve çevre sıcaklığının altına düşmez. Hepsi doğru, ama eğer birkaç gün boyunca sürekli bulutlu hava ve yoğun kar yağışı olursa, sıcaklık düşer. Gündüz de gece de soğuk, koruma katmanının içi ve dışı sıcaklığı aynı olmaz mı? Kimya mühendisliği prensipleri veya süreç aktarımı prensipleri açısından, ya da sağduyuyla, bunu anlayabiliriz, değil mi? Önemli olan, odunsu bitkilerin enerjisinin bir kısmının köklerde nişasta veya şeker şeklinde bulunmasıdır. Hava çok soğuk olduğunda, bu şeker miktarı kılcal damarların etkisiyle köklerden gövdeye geri döner ve yavaşça oksitlenerek ısı açığa çıkarır; bu sayede bitkinin sıcaklığı çevresindeki hava sıcaklığından biraz daha yüksek olur. Bu bitkilerin doğal yaşam alanlarında bu yeterli olur, ancak daha soğuk kuzey bölgelerinde çevre havasından daha yüksek bir sıcaklık gereklidir. İşte bu noktada saman benzeri koruyucu katmanın ısı yalıtım etkisi çok önemli hale gelir.
Paylaştığınız için teşekkürler, öğrendim! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! !